Theme by Themes that you like

Black & White


Var gibi olmak değil, var olmak.
- Günaydın, anne. - Ne oldu? Sabahın yedisinde yaşlı anneni ziyaret ettiğine göre - Kont Malcolm’dan ayrıldım. - Başkası mı var? - Belki. - Tanıyor muyum? - Belki tanıyorsundur. - İyi mi kötü mü? - Bakış açısına bağlı. Ayrıca, aldığı terfinin farkında değil.  - Şuna bak! Falım çıkmadı. - Hile yapılırsa çıkmaz. - Yanlışın var. Sabır, hayatta mutlak ahlakı gerektiren tek şeydir. - Neden bahsediyorduk? - Müstakbel kocamdan. - Çok ilginç bir konu, özellikle de senin için, küçük kız. Kont’tan niye ayrıldın? - Beni ocak demiriyle tehdit etti. - Çok kötü bir davranış. Ama mutlaka kendince nedenleri vardır. - Bir kere ben gerçekten masumdum. - Akşamın erken saatlerinde olmuş olmalı bu. Ya sen ne yaptın? - Kafasına vurdum o demirle. - Kont ne dedi peki? - Dostane bir şekilde ayrılmaya karar verdik. - Çok akıllıca. Artık dost olduğun eski bir sevgili her zaman işe yarar. Neden bahsediyorduk? - Bahsettiğimiz şeyden bahsediyorduk. - Benim zamanımda farklıydı. Baban bir keresinde beni camdan dışarı atmıştı. - Açık mıydı? - Hayır, kapalıydı. Bir yarbayın tepesine düştüm. Sonradan baban oldu. - Ama babamın attığını söyledin. - “Sonradan baban oldu.” dedim ya. Tanrım, onu ne kadar severdim! - Hangisini? - Beni camdan atanı! Diğeri tam bir hıyardı. Hiç eğlenceli şeyler yapmazdı. - Anılarını neden yazmıyorsun? - Bana bu ev, anılarımı yazmamam karşılığında verildi. - Benim için bir davet vermeni istiyorum. - Sana böyle bir söz verdiğimi hatırlamıyorum. - Sadece bu seferlik, anne, kabul et. - Tamam, davetiyeleri getir bana. Kimleri çağıracağız? Eğer aktörler olursa, ahırda yemek zorunda kalacaklar. Kont ve Kontes Malcolm. Avukat Bay Egerman eşi ve oğlu Henrik. - Anlıyorum. Niyetin ne? - Bir iyilik yapacağım. İyiliklere dikkat et! Pahalıya mal olurlar. Kötü de kokarlar. - Bunun ne kadar büyük bir iyilik olacağını bilmiyorsun. - Pek ala, avukatlar her zaman işe arayabilirler. - Hızlı kavrama yeteneğine hayranım. - O pisliği gerçekten seviyor musun? - Hangisini? - Sen hangisini kastettin? - Ha şu adam! Evet, seviyorum. - Her zaman dediğim gibi: “Beni endişelendiriyorsun.” Kişiliğin çok kuvvetli, babana çekmişsin o yönden. - Hangisine? Birkaç tane babam var. - O ne demek? - Dinlemiyorsun. - Hiç dinlemedim zaten. - Bu sayede mi bu kadar sağlıklısın? - Eğer insanlar, diğer insanların dediklerini dinlemenin ne kadar sağlıksız olduğunu bilselerdi, bunu yapmazlardı ve çok daha sağlıklı olurlardı. Konuştuklarımız önemli miydi? - Senin için önemli olan herhangi bir şey var mı zaten? - İnsanlardan sıkıldım, ama bu onları sevemeyeceğim anlamına gelmez. - Ne güzel söz ettin! - Evet. Hepsinin içlerini samanla doldurup sıraya dizebilirdim! Bir tek insanı herhangi bir acıya karşı asla koruyamazsın.

- Günaydın, anne. - Ne oldu? Sabahın yedisinde yaşlı anneni ziyaret ettiğine göre - Kont Malcolm’dan ayrıldım. - Başkası mı var? - Belki. - Tanıyor muyum? - Belki tanıyorsundur. - İyi mi kötü mü? - Bakış açısına bağlı. Ayrıca, aldığı terfinin farkında değil. - Şuna bak! Falım çıkmadı. - Hile yapılırsa çıkmaz. - Yanlışın var. Sabır, hayatta mutlak ahlakı gerektiren tek şeydir. - Neden bahsediyorduk? - Müstakbel kocamdan. - Çok ilginç bir konu, özellikle de senin için, küçük kız. Kont’tan niye ayrıldın? - Beni ocak demiriyle tehdit etti. - Çok kötü bir davranış. Ama mutlaka kendince nedenleri vardır. - Bir kere ben gerçekten masumdum. - Akşamın erken saatlerinde olmuş olmalı bu. Ya sen ne yaptın? - Kafasına vurdum o demirle. - Kont ne dedi peki? - Dostane bir şekilde ayrılmaya karar verdik. - Çok akıllıca. Artık dost olduğun eski bir sevgili her zaman işe yarar. Neden bahsediyorduk? - Bahsettiğimiz şeyden bahsediyorduk. - Benim zamanımda farklıydı. Baban bir keresinde beni camdan dışarı atmıştı. - Açık mıydı? - Hayır, kapalıydı. Bir yarbayın tepesine düştüm. Sonradan baban oldu. - Ama babamın attığını söyledin. - “Sonradan baban oldu.” dedim ya. Tanrım, onu ne kadar severdim! - Hangisini? - Beni camdan atanı! Diğeri tam bir hıyardı. Hiç eğlenceli şeyler yapmazdı. - Anılarını neden yazmıyorsun? - Bana bu ev, anılarımı yazmamam karşılığında verildi. - Benim için bir davet vermeni istiyorum. - Sana böyle bir söz verdiğimi hatırlamıyorum. - Sadece bu seferlik, anne, kabul et. - Tamam, davetiyeleri getir bana. Kimleri çağıracağız? Eğer aktörler olursa, ahırda yemek zorunda kalacaklar. Kont ve Kontes Malcolm. Avukat Bay Egerman eşi ve oğlu Henrik. - Anlıyorum. Niyetin ne? - Bir iyilik yapacağım. İyiliklere dikkat et! Pahalıya mal olurlar. Kötü de kokarlar. - Bunun ne kadar büyük bir iyilik olacağını bilmiyorsun. - Pek ala, avukatlar her zaman işe arayabilirler. - Hızlı kavrama yeteneğine hayranım. - O pisliği gerçekten seviyor musun? - Hangisini? - Sen hangisini kastettin? - Ha şu adam! Evet, seviyorum. - Her zaman dediğim gibi: “Beni endişelendiriyorsun.” Kişiliğin çok kuvvetli, babana çekmişsin o yönden. - Hangisine? Birkaç tane babam var. - O ne demek? - Dinlemiyorsun. - Hiç dinlemedim zaten. - Bu sayede mi bu kadar sağlıklısın? - Eğer insanlar, diğer insanların dediklerini dinlemenin ne kadar sağlıksız olduğunu bilselerdi, bunu yapmazlardı ve çok daha sağlıklı olurlardı. Konuştuklarımız önemli miydi? - Senin için önemli olan herhangi bir şey var mı zaten? - İnsanlardan sıkıldım, ama bu onları sevemeyeceğim anlamına gelmez. - Ne güzel söz ettin! - Evet. Hepsinin içlerini samanla doldurup sıraya dizebilirdim! Bir tek insanı herhangi bir acıya karşı asla koruyamazsın.

14.12.12
4 not

- Günaydın, anne. - Ne oldu? Sabahın yedisinde yaşlı anneni ziyaret ettiğine göre - Kont Malcolm’dan ayrıldım. - Başkası mı var? - Belki. - Tanıyor muyum? - Belki tanıyorsundur. - İyi mi kötü mü? - Bakış açısına bağlı. Ayrıca, aldığı terfinin farkında değil. - Şuna bak! Falım çıkmadı. - Hile yapılırsa çıkmaz. - Yanlışın var. Sabır, hayatta mutlak ahlakı gerektiren tek şeydir. - Neden bahsediyorduk? - Müstakbel kocamdan. - Çok ilginç bir konu, özellikle de senin için, küçük kız. Kont’tan niye ayrıldın? - Beni ocak demiriyle tehdit etti. - Çok kötü bir davranış. Ama mutlaka kendince nedenleri vardır. - Bir kere ben gerçekten masumdum. - Akşamın erken saatlerinde olmuş olmalı bu. Ya sen ne yaptın? - Kafasına vurdum o demirle. - Kont ne dedi peki? - Dostane bir şekilde ayrılmaya karar verdik. - Çok akıllıca. Artık dost olduğun eski bir sevgili her zaman işe yarar. Neden bahsediyorduk? - Bahsettiğimiz şeyden bahsediyorduk. - Benim zamanımda farklıydı. Baban bir keresinde beni camdan dışarı atmıştı. - Açık mıydı? - Hayır, kapalıydı. Bir yarbayın tepesine düştüm. Sonradan baban oldu. - Ama babamın attığını söyledin. - “Sonradan baban oldu.” dedim ya. Tanrım, onu ne kadar severdim! - Hangisini? - Beni camdan atanı! Diğeri tam bir hıyardı. Hiç eğlenceli şeyler yapmazdı. - Anılarını neden yazmıyorsun? - Bana bu ev, anılarımı yazmamam karşılığında verildi. - Benim için bir davet vermeni istiyorum. - Sana böyle bir söz verdiğimi hatırlamıyorum. - Sadece bu seferlik, anne, kabul et. - Tamam, davetiyeleri getir bana. Kimleri çağıracağız? Eğer aktörler olursa, ahırda yemek zorunda kalacaklar. Kont ve Kontes Malcolm. Avukat Bay Egerman eşi ve oğlu Henrik. - Anlıyorum. Niyetin ne? - Bir iyilik yapacağım. İyiliklere dikkat et! Pahalıya mal olurlar. Kötü de kokarlar. - Bunun ne kadar büyük bir iyilik olacağını bilmiyorsun. - Pek ala, avukatlar her zaman işe arayabilirler. - Hızlı kavrama yeteneğine hayranım. - O pisliği gerçekten seviyor musun? - Hangisini? - Sen hangisini kastettin? - Ha şu adam! Evet, seviyorum. - Her zaman dediğim gibi: “Beni endişelendiriyorsun.” Kişiliğin çok kuvvetli, babana çekmişsin o yönden. - Hangisine? Birkaç tane babam var. - O ne demek? - Dinlemiyorsun. - Hiç dinlemedim zaten. - Bu sayede mi bu kadar sağlıklısın? - Eğer insanlar, diğer insanların dediklerini dinlemenin ne kadar sağlıksız olduğunu bilselerdi, bunu yapmazlardı ve çok daha sağlıklı olurlardı. Konuştuklarımız önemli miydi? - Senin için önemli olan herhangi bir şey var mı zaten? - İnsanlardan sıkıldım, ama bu onları sevemeyeceğim anlamına gelmez. - Ne güzel söz ettin! - Evet. Hepsinin içlerini samanla doldurup sıraya dizebilirdim! Bir tek insanı herhangi bir acıya karşı asla koruyamazsın.

  1. xibalbaay bunu supruntu kullanıcısından yeniden blogladı
  2. supruntu bunu gönderdi